14 Mart 2014 Cuma

Yeni Ev Yeni Kitaplık

“Evdeki kütüphanemin karşısında kendimi büyük servetli biri gibi hissediyorum.” Evet, tam olarak Goethe’nin bu sözü harekete geçirdi beni de. Evimde eski ev kiracıdan kalan iki adet kitaplık vardı. Eve girdiğimde de pek sevmemiştim onları ve zaten eski evimden de kendi raflarımı getirmiştim ama, her ne kadar eski püskü de olsalar matkapla, dübelle, vidayla falan uğraşıp rafları dizmek yerine hazır burada var, onları kullanayım diye düşündüm. Gerçi sonrası için kendime bir matkap takımı da almam gerekiyor anlaşılan, çünkü evimle uğraşmayı da seviyorum.



Tekrar kitaplığa dönersek, evi toparlayana kadar, yani bir nevi kendimi artık evimde hissedeceğim an gelene kadar işimi de gördüler açıkçası fakat yine de bir noktada içime sinmeyen bir şeyler var gibiydi. Evi insanın aynasıdır derler ya hani, bu kitaplıklar olduğu müddetçe evim beni yansıtmayacaktı. İlk iş eski kitaplıklardan kurtuldum. Yenileri gelene kadar kitaplarım biraz etrafa yayılmış oldu ama sonuçta ev düzenliyoruz değil mi, bu tarz angarya işler çok da önemli değil. Ancak şöyle bir hata yaptığımı da itiraf etmem gerekiyor ki, daha nereden hangi kitaplığı alacağıma karar vermeden atmıştım evdekileri. Nedense bir an önce kurtulmak istedim onlardan. Sanki onları göndermeden huzur bulamayacakmışım gibi.




Neyse efendim, bizimki de önce koşup sonra emeklemek misali, önce evdeki kitaplıkları attım, kitaplar malum tabi yerlerde, masanın üzerinde, orada burada falan… Sonra de oturdum fiyatlara, modellere bakmaya başladım. Kitaplığın bulunacağı odanın rengi bej. Yani siyah ya da beyaz bir kitaplık bu rengin üzerine gayet hoş durabilir diye düşünüp hem siyah hem de beyaz olmak üzere iki tane kitaplık ısmarladım. Yan yana değil de karşılıklı koyarsam, renk zıtlığı göze batmaz diye düşünüyorum. Bakalım artık, siparişi dün verdim, umarım umduğum gibi yakışır evime yeni kitaplığım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder