24 Mart 2014 Pazartesi

Kitaplıktan Dağ Evine


Üniversite öğrencisi iken devlet yurdundan ilk evime çıkarken ki heyecanımı hiç unutamıyorum. Özellikle güzel bir 3+1 ev bulup hemen ertesi gün şans eseri liseden 3 arkadaşımı da ayarlamam ve hep beraber evi tutma hikayemiz hala daha sağda solda neşeli bir şekilde anlattığımız hikayedir.






Herkes odalarını seçtikten sonra olay artık eve yerleşmeye, eşya bulmaya gelmişti. Ben daha çok Bursa’da bulunan eşyalarımı nasıl getiririm derdine düşmüşken, Mehmet ise hemen internetten alışverişe başlamıştı bile. Önce kendisine güzel bir çift kişilik yatak almıştı. Hemen ardından ise çalışma masası ve kitaplık aldı. Özellikle kitaplık seçiminde ben de onun yanındaydım ve inanılmaz güzel bir tasarıma sahip olan kitaplığı aldı. Kitaplık merdiven gibiydi. Basamak gibi yükselen rafları ve içinde küp küp bölmeleri ile çok şık duruyordu. Kitaplık odasının en güzel köşesinde sanki bir sanat eseri gibi duruyordu. Basamaklarına koyduğu minik çiçekler ve orta raflarda bulunan kitaplar, dergiler inanılmaz yakışmıştı. Ben o sırada Bursa’daki eski kitaplığımı almıştım. Ama önümüzdeki ay ben de yeni bir eve çıkacağım ve tasarım olarak değişik ürünler almaya kararlıyım.


Hatta hırdavat takımı alıp, çivilerle, vidalarla oynayıp matkap ustası olmaya kararlıyım. Zaten bu tarz işlere elim de yatkın. Ama matkap daha önce hiç kullanmamıştım. Bakalım belki de matkap ustası olabilir. Eğer becerebilirsem gelecekteki kendi yaptığım dağ evi hayalime bir adım daha yaklaşmış olacağım.

14 Mart 2014 Cuma

Yeni Ev Yeni Kitaplık

“Evdeki kütüphanemin karşısında kendimi büyük servetli biri gibi hissediyorum.” Evet, tam olarak Goethe’nin bu sözü harekete geçirdi beni de. Evimde eski ev kiracıdan kalan iki adet kitaplık vardı. Eve girdiğimde de pek sevmemiştim onları ve zaten eski evimden de kendi raflarımı getirmiştim ama, her ne kadar eski püskü de olsalar matkapla, dübelle, vidayla falan uğraşıp rafları dizmek yerine hazır burada var, onları kullanayım diye düşündüm. Gerçi sonrası için kendime bir matkap takımı da almam gerekiyor anlaşılan, çünkü evimle uğraşmayı da seviyorum.



Tekrar kitaplığa dönersek, evi toparlayana kadar, yani bir nevi kendimi artık evimde hissedeceğim an gelene kadar işimi de gördüler açıkçası fakat yine de bir noktada içime sinmeyen bir şeyler var gibiydi. Evi insanın aynasıdır derler ya hani, bu kitaplıklar olduğu müddetçe evim beni yansıtmayacaktı. İlk iş eski kitaplıklardan kurtuldum. Yenileri gelene kadar kitaplarım biraz etrafa yayılmış oldu ama sonuçta ev düzenliyoruz değil mi, bu tarz angarya işler çok da önemli değil. Ancak şöyle bir hata yaptığımı da itiraf etmem gerekiyor ki, daha nereden hangi kitaplığı alacağıma karar vermeden atmıştım evdekileri. Nedense bir an önce kurtulmak istedim onlardan. Sanki onları göndermeden huzur bulamayacakmışım gibi.




Neyse efendim, bizimki de önce koşup sonra emeklemek misali, önce evdeki kitaplıkları attım, kitaplar malum tabi yerlerde, masanın üzerinde, orada burada falan… Sonra de oturdum fiyatlara, modellere bakmaya başladım. Kitaplığın bulunacağı odanın rengi bej. Yani siyah ya da beyaz bir kitaplık bu rengin üzerine gayet hoş durabilir diye düşünüp hem siyah hem de beyaz olmak üzere iki tane kitaplık ısmarladım. Yan yana değil de karşılıklı koyarsam, renk zıtlığı göze batmaz diye düşünüyorum. Bakalım artık, siparişi dün verdim, umarım umduğum gibi yakışır evime yeni kitaplığım. 

4 Mart 2014 Salı

Hırdavat - El Aletleri

Babam benim hatırladığım kadarıyla her zaman el aletleri denen o erkekliğin simgesi sayılan aletlere büyük ilgi duyar. Bunu böyle yaptıran yargı ise sert işleri erkeklerin yapması gerektiği, erkeğin ev tadilatından anlaması falan filan gibi şeyler. Böyle olunca ilgi duyan duymayan herkes bu zorunluluğun altına giriyor. Bir gün evde bir sıkıntı oldu tesisatla ilgili. Ben de o işlerden hiç anlamam. Babam da nedendir anlamadım bana bir kızdı bir kızdı. Neymiş ilgi göstermiyormuşum, hiç alakadar değilmişim. Ustaya para mı verecekmişim, bu işleri bilmem gerekirmiş. Benim ilgim yok böyle şeylere deyince de kızdı. Neden yok niye yok, gerekli olan şeylere olmaz zaten falan dedi. Ben de o günden beri zaten ilgi duymadığım o tadilat işlerine daha da uzaklaştım.



Ailecek gittiğimiz alışveriş gezilerimizde babam şevkle, neşeyle hırdavat bölümüne bakarken ben orada hiç olmadığım kadar sıkılırdım. Ne yani vidadan, cıvatadan anlamıyorsam suç mu ? Ben herkesin kendi işini yapmasından yanayım. Ben bu işleri yaparsam bu işlerin ustaları ne yapacak ? Onların ekmek parasına neden engel olayım ? Çok sıkıntılı olmadığı takdirde kendim hallederim tabii ki, ancak büyük çaplı olunca hiç yapamıyorum. Geçen banyoda bir yerden su akıyormuş, ben de uyuduğum için çok sonra fark ettim. Baktım baktım bulamadım, tek yapabildiğim vanayı kapatmak oldu. Abim geldi her şeyi halletti sonra. İlginiz olmadığı şeyleri zorlamayın, boş verin.